Videoyu Görüntüle
Videoyu Görüntüle
Videoyu Görüntüle
Videoyu Görüntüle
Videoyu Görüntüle
Karaman Kültür



Karaman'ın Camileri ve Mescitleri PDF Yazdır e-Posta

AKTEKKE (MADER-İ MEVLANA) CAMİ:

Karaman il merkezinde, Karamanoğulları Dönemi'ne ait olan cami, merkezi tek kubbeli, yüksek minareli bir yapıdır. Yapılış tarihi 1371'dir. Caminin son cemaat yerini, iki mermer sütun ve yan duvarların üzerine dayanan üç kubbe örter. Giriş kapısının sağında ve solunda iki mihrpçık vardır. Giriş kapısında, mermer kemerin üzerine bir Mevlevi sikkesi işlenmiştir. Cami içerisinde, sol tarafta ayrılmış mekanda, Mevlana'nın annesi ve yakınlarına ait, 21 adet taştan yapılmış sandukalı mezar bulunmaktadır.

YUNUS EMRE CAMİİ:
Karamanoğulları dönemine ait cami, Karaman'ın Kirişçi Mahallesi'ndedir. Kesme taştan, merkezi kubbeli bir yapıdır. Caminin son cemaat yerinde dört paye üzerine ortada oval, yanlarda yuvarlak kubbeler yer alır. Kubbeye, içten dört köşede yarımşar kubbe ile geçilir. Stalaktitli alçı mihrabı, geometrik ve kıvrık dal motifleri nesih yazı ile dekore edilmiştir. Daha önce birçok onarımla orjinalliği bozulan cami, 1994 yılında aslına uygun olarak yeniden restore edilmiştir. Caminin bitişiğinde, kesme taştan yapılmış, üstü tonoz kubbeli Yunus Emre Türbesi yer almaktadır. Ünlü Türk düşünürü, Mutasavvıf Yunus Emre’nin kabri yer almaktadır. Cami ismini de YUNUS EMRE’ den almaktadır.

İMARET CAMİİ:
Merkez İmaret Mahallesinde, Karamanoğlu 2. İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır. İmaret (Aşevi) olarak, kesme taştan merkezi kubbeli, iki katlı yüksek minareli olarak, içinde odalar bulunan bir camidir. Mescit, tophane, şifa yurdu, medrese ve aşevinden meydana gelen bir külliye halinde 1433 yılında yapılmıştır. Caminin bitişiğinde batısında İbrahim Bey’in mezarı (türbesi) kuzeyinde çeşmesi yer alır. İmaret’e ait ahşap iki kapı kanadı, Karaman Ahşap Sanatının tüm özelliklerini yansıtır. Her iki kapıda nezih bir yazı ile “Kapı açıktır giriniz, malı mübahtır yiyiniz” ibaresi yazılıdır. Bu kapılar İstanbul Türk ve İslâm eserleri müzesince korunmaktadır.

SAADETTİN ALİ BEY ( EBUL FETİH) MESCİDİ:
Karaman merkezde, Selçuklu devrine ait eserlerdendir. Hastane caddesi üzerinde Hatuniye Medresesinin batısındadır. Mescit kitabesini koruyarak günümüze kadar gelmiştir. Mescit 1247 yılında Selçuklu Sultanı 2. Keykavus’un hükümdarlığı zamanında Ebu Bekir oğlu Saadettin Ali tarafından yaptırılmıştır. Yapı, türbe ve mescit olarak iki bölümlüdür. Girişin karşısında stalaktitli taş mihrabın yanlarında spiral sütunceler yer almaktadır.

AĞA (ZEYNEL ABİDİN) CAMİİ:
Karamanoğlu devrine aittir. Karaman Topucak Mahallesi Dahak sokakta yer alan yüksek minareli dört sütunlu enine iki sahınlı plan arz eden bir yapıdadır. Üzeri kiremit kaplı ve kırma çatılıdır. Arka bahçesinde antik sütunlardan faydalanarak yapılan çokgen planlı bir şadırvan vardır. Cami, Abdurahmanoğullarıdan Çavuşoğlu El-Hac Zeynel Abidin tarafından yaptırılmıştır. Caminin mihrabı mermerden, minberi ise taştan yapılmış olup, bezemesizdir. Caminin kesme taştan yapılmış minaresi görkemli ve dikkat çekicidir.

ARABOĞLU CAMİİ:
Karamanoğlu devrinin en görkemli camilerindendir. 1374-1420 yılları arasında yapılmıştır. Merkezde Topucak Mahallesinde, Cumhuriyet ilköğretim okulu karşısındadır. Dikdörtgen planlı camide kıble duvarına paralel uzanan dört sahın vardır. Üzeri düz bir çatı ile örtülü, sade bir yapıya sahiptir. Mihrap, güney duvarında bir niş biçiminde olup taştan yapılmıştır. Çatıda biriken suların akması için yapılan olukta bitkisel süs, bir ejder başı ile birleştirilmiştir.

PİR AHMET CAMİİ:
İç kale altında, Hisar Mahallesinde yer alan Karamanoğlu eserlerindendir. Duvarları kesme taştan yapılmış olup günümüz de yeniden restore edilmiştir.

DİKBASAN (FASiH) CAMİİ:
Karaman'ın Mansurdede Mahallesi'nde bulunan cami, enine plan gösteren kufe tipinde bir yapıdır. Karamanoğulları döneminde, 1493 yılında yapılmıştır. Üst örtü, daha önce yığma sütun ve kemerler üzerine düz toprak damlı iken, sonradan kiremit çatı yapılmıştır. Düz tavan doğrudan 12 sütun üzerine oturur. Kemerleri taşıyan sütunların yan taraflarına konsol ve sarkıtlar işlenmiştir. Minberi, ahşap malzeme ile birbirine geçmeli olarak yapılmış ve geometrik motiflerle bezenmiştir. Şerefesinin altı mukarnaslarla süslü olan tuğla minaresi sonradan yapılmış ve 1901 yılında da onraım görmüştür.

ÇELEBİ CAMİİ:
Gazidükkan Mahallesinde yer alan, kesme taştan yapılmış olan cami, dört köşesinde dilimli kubbelerle süslenmiş, tek sağır kubbelidir. Kubbe sonradan taş kaplama ile örtülmüştür. Önünde dört yığma sütunun ve üç kemerin tuttuğu ahşapla örtülü son cemaat yeri vardır. Caminin mihrabı sarkıtlar ve kabartmalarla süslüdür. 15. yüzyıl sonlarında yapıldığı sanılmaktadır.

HACI BEYLER CAMİİ:
Karaman'ın Külhan Mahallesi'nde, Aktekke caminin karşısında yer alır. Seyfeddin Hacı Beyler tarafından 1356 yılında yaptırılmıştır. Kufe taştan yapılmış , çatısı kiremitlidir. Batı cephesi biraz geri çekilirken, orjinal kesme taşlarla yeniden inşa edilmiştir. Basık kemerli portalindeki kitabesinin çevresi halat motifi ile dekore edilmiş, bunun altı karmaşık bitkisel ağ süsleri ile doldurulmuştur. Bir süre İl kütüphanesi olarak kullanılan cami 1989 yılından bu yana tekrar cami olarak açılmıştır.

KARABAŞ VELİ KÜLLİYESİ-SİYAHSER CAMİİ:
Karaman'ın siyahser Mahallesi'nde yer alan, kesme taştan cami, tekke, imaret ve türbeden meydana gelen iki bölümlü bir yapıdır. Karamanoğulları dönemine aittir. Soldaki birinci bölüm olan cami, üç sıra halinde kemerli sütunlar üzerine oturan düz damlıdır. Giriş kapısının üzerinde, II. Abdülhamit'e ait bir tuğra vardır. Kuzey duvarına bitişik imaret bölümü tonozlarla örtülü, üç eyvanlı, merkezi büyük kubbeli bir yapıdır. Mekanın tam ortasında 12 kenarlı şadırvan yer alır. Diğer iki eyvanın sağında ve solunda bulunan iki pencere, tonozlu küçük hücrelere açılır. Girişin solunda, iki sütunlu, üç küçük kubbeli bölüm yer alır.

ŞEYH ALİ SULTAN CAMİİ:
Merkez, Çeltek Mahallesinde (Kazalpa) yer alır. Kurtderesi'nin beyaz kesme taşından yapılan cami, Karamanoğlu döneminde yapılmıştır. 1976 yılında restore edilmiş cami, kare plan üzerine merkezi tek kubbeli, dört köşe planlı ve üstü kubbe ile örtülüdür. Yapının kuzeyinde 50 odası olan bir medrese yer alıyordu, ancak günümüzde bu yapıdan eser kalmamıştır. Camii avlusunda, Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında Anadoluda yaşayan, büyük evliyalardan, Resullullah (S.A.V) torunlarından, Semerkant, Buhara ve Taşkent gibi ilim merkezlerinde ilim tahsil etmiş ve 1450 yılında Karaman”da vefat etmiş olan Seyyid Ali Sultan-Es Semerkandi’nin mezarı bulunmaktadır. Halk arasında cami “Şıh (Şeyh) Ali Sultan Cami” olarak da anılır.

NUH PAŞA CAMİİ:
Osmanlı devri eserlerindendir. Merkez Koçakdede Mahallesinde yer alan kesme taştan yapılmış son cemaat yerinde üç kubbesi bulunan, merkezi büyük kubbeli bir cami, 1596 yılında Nuh Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kubbeye geçiş, dıştan sekizgen tambur, içten ise Selçuklu üçgenleri ile sağlanmıştır.

KADİRHANE CAMİİ:
Karaman merkez kirişçi mahallesindedir. 1378 yılında yapılmış, 1962 yılında yenilenmiştir. Minaresi tahtadan olup, caminin içinde minber’in sağında Abdulkadir Geylani’nin sancaktarı, Açıkbaş Veli, Bağdatlı Şeyh Ali Baba, Şeyh Hanefi Baba ve Şeyh Bekir’in mezarları vardır.

BOYALI KADI - HİSAR CAMİİ:
Karamanoğulları dönemine ait olan cami, Karaman'ın Hisar Mahallesi'ndedir. Kesme taştan inşa edilmiştir. Kare planlı, merkezi büyük kubbelidir. Son cemaat yeride üç küçük kubbeyle örtülmüştür. Kapısının söveleri üzerine değişik renkte zıvanalı mermerle sivri bir kemer yapılmıştır. Rölyeflerle işlenmiş mihrabı taştandır.

YOLLARBAŞI ULU (Büyük) CAMİİ:
Karaman'a 15 km. uzaklıkta , Yollarbaşı kasabasında yer alan, kesme taştan yapılmış, enine planlı, kufe tipte, catısı kiremitle kaplı Karamanoğlu devri camilerindendir. Caminin bitişiğinde, küçük bir mescit yer alır. Çıkık olarak yapılmış son cemaat yerinde, başlıkları stalaktitli, üçü önde, ikisi arkada olmak üzere, taş kaideli beş ahşap sütun yer alır. Giriş kapısı cevizdendir ve içi Karamanoğlu süsleme sanatının örneklerini taşımaktadır. Stalaktitli alçı mihrabın üzerinde, iki mavi göbek çinisi ile 7 - 8 parça halinde Karamanoğulları döneminde yapılmış çinileri vardır.

KAZIMKARABEKİR BÜYÜK (NEVRUZOĞLU) CAMİİ:
Karaman'a 25 km. uzaklıkta Kazımkarabekir ilçemizdedir. Enine plan gösteren yapı, Karamanoğulları döneminin en güzel eserlerinden birisidir. Üst örtüyü tutan silindir ve kare formlu sütunlar, kıble duvarına üç paralel sahın halinde uzanır. Son cemaat yeri ahşap örtülü olup, taş kaideler üzerinde yükselen 7 ahşap sütun vardır. Minberin korkulukları ajur tekniğinde işlenmiş, bunların yanına nesih yazılar yazılmıştır. Caminin mihrabı kesme sıraltı mozaik tekniği geometrik bezemeli çinilerle kaplanmış, etrafına da altı köşeli çiniler yerleştirilmiştir.

EMİNETTİN CAMİİ:
Osmanlı devri eserlerindedir. Kazımkarabekir ilçemizdedir. Yapıldığı tarih kesin olarak bilinmemekle beraber Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferine giderken bu camiye yardım edilmesini istemiş ve İstanbul’a dönüşünde bu camiye 2 altın şamdan ile 3 İran halısı vermiştir. Eminettin camii’ne ait kıymetli eşyalar 1960 yılında Konya Mevlana Müzesine aktarılmıştır.

ERMENEK ULU CAMİİ:
Ermenek İlçesi, Gülpazar Mahallesi'ndedir. Karamanoğlu devrinde 1302 yılında Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılmış bir camidir. 1543 yılında İshak Beyzade Hacı Seydi Ali tarafından bazı eklemeler yapılmıştır. 6 kemer üzerine oturtulmuştur. Kesme taştan inşa edilen cami, kabartmalarla süslü alçı mihrabına çeşitli şekillerde mavi çiniler serpiştirilmiştir. Çınar ağacından yapılmış olan kapının üzerinde, güzel hat sanatı örnekleri vardır.

SİPAŞ CAMİİ:
Ermenek’tedir. Minarenin mimarı değeri büyüktür, kapı oymaları çok zengindir. Karamanoğlu devri eserlerindendir.

ERMENEK AKÇA MESCİDİ:
Ermenek ilçemizde Akçamescit Mahallesi'ndedir. 1300 yılında Hacı Ferruh tarafından yaptırılmıştır. Karamanoğullarının en eski eserlerindendir. Üç kitabesi mevcuttur. Çınar ağacından yapılan iki kanatlı kapısı, Karamanoğlu devrinin işleme sanatının inceliklerini yansıtmaktadır.

LAMOS CAMİİ:
Karamanoğullarından Halil Beyoğlu, Musa Bey tarafından yaptırılmıştır.

KARAMANOĞULLARI İMARET CAMİİ:
Ermenek ilçemizin Balkusan (Bağbelen) köyündedir, Nuresofioğlu Karaman Bey namına yaptırıldığı kitabesinde yazılıdır. İçerisinde 5 mezar vardır. Sağdan ilk mezarının Karaman Bey’e ikincisi Mehmet Bey’e aittir.

FİSANDON (DEREKÖY) KİLİSE CAMİİ:
Karaman’ın 7 km. güneyinde Fisandun (Dereköy) köyünde, bir kaya kütlesinin içine 9. - 10. yüzyıllarda kesme taştan kilise olarak yapılmıştır. Karaman Beylerbeyi olan Sinan Paşa tarafından camiye çevrilmiştir. Sol tarafına sonradan minare yapılmıştır. Haç planlı yapıda yalnız taş kullanılmıştır. Ortasında bir kubbe bulunan bu binanın dış yüzeylerinin bazıları kör, bazılarının içlerinde pancereler açılmış, dizi halindeki kemerlerle hareketlendirilmiştir.

HOCA MAHMUT CAMİİ (Darülhıffazi):
Merkez ilçede, 1451 yılında Karamanoğlu devrinde yaptırılmış, Hoca Mahmut Mahallesinde yer alan tek katlı kiremit çatılı bir camidir.

TAŞKALE CAMİİ (TAŞ MESCİD):
Karaman'a 50 km. uzaklıkta, Taşkale kasabasında kayalara oyulan buğday ambarları içinde, yine kayalar oyulmak suretiyle yapılan otantik özellikli Türkiye’de eşi olmayan bir tarihi camidir. Taş basamaklı merdivenle çıkılan mescidin taşa oyulmuş mihrabı ve dışarıya açılan üç penceresi bulunmaktadır. Bugün hala ibadete açıktır.

MEYDAN CAMİİ:
Ermenek ilçemizde, Karamanoğulları devrine ait bir camidir. Kesme taştan yapılmıştır. Minare caminin yan tarafında olup aradan yol geçmektedir.

ABDÜRREZAK CAMİİ:
Karaman’ın Gazalpaşa semtindedir. Camii yenilenmiştir. Salonda ahşap bir minaresi vardır. İlk yapanı Abdürrezak’ın adını taşımaktadır.

AKÇAŞEHİR CAMİİ:
Karaman merkez ilçeye bağlı Akçaşehir kasabasındadır. Karamanoğulları dönemine ait, kesme taştan yapılmıştır. 20x20 metrekarelik bir plana göre yapılmıştır. Kıble duvarına paralel olarak uzanan sahınlar, kufe plan gösterir. Alçı mihrabı, zengin sarkıt süslemelidir. Tavanın mihrap bölümünde, renkli ve tezhipli bir göbek yapılmıştır. Son cemaat yeri, 6 sığma sütun üzerine oturur.

ATTARİYE CAMİİ:
Karaman merkezde, Gazipaşa caddesindedir. Camii hicri 1232, miladi 1816 yılında Hacı İsmail Efendi tarafından yenilenmek suretiyle yapılmıştır.

DAVGANDOS CAMİİ:
Karaman’ın Devgandos (Çiğdemli) köyündedir. Karamanoğlu devri eseridir. Tamamen kesme taştan yapılmıştır. Kubbesi de kesme taştandır. İnşaat sırasında ustası düşüp öldüğünden minaresi sonradan 75 basamaklı ve tuğladan yapılmıştır. Caminin kıble tarafında taş sandukalı kabir, caminin ustasına aittir. Mihrap ve minberi taştan olan cami, 16. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen bir Osmanlı yapısıdır.

GÖKÇE KÖYÜ CAMİİ:
Karaman’a bağlı Gökçe köyündedir. 9.80x9.80 ebadındadır. Kesme taşla yapılmıştır. 1587 yılında yapılmıştır.

İBRALA (YEŞİLDERE) KİLİSE CAMİİ :
Karaman’ın doğusunda, Yeşildere (İbrala) kasabasındadır. Kesme taştan yapılmıştır. Günümüzde cami olarak kullanılan, Bizans dönemine ait bir kilise yapısıdır. Cami, dört sütunlu tipte olmakla birlikte, bir dikdörtgen meydana getiren dış duvarları ve cephelerinin kapalı oluşu ile, bu bölgenin yerli uslubunun temsilcisidir. Yapı, 1649 yılında camiye dönüştürülmüştür.

YENİ MİNARE CAMİİ:
Karaman merkezde Ahi Osman Mahallesi'ndedir. 1522 yılında cambazzade Kadı Abdurrahman Efendi tarafından kesme taştan yapılmış, merkezi büyük kubbelidir. Sütunlar üzerinde bulunan üç küçük kubbeli son cemaat yerinin kubbeleri yıkılmış, düz çatı yapılmıştır. Bu nedenle Yeni Minare adını almıştır. Merkezi kubbeye geçiş, dıştan sekizgen tambur, içten Selçuk üçgenleriyle sağlanmıştır. Kitabesi bulunmamakla birlikte, mihrabı ve minberi oymalarla süslüdür.

Tags:
  Section:  Karaman - File Under:  Karaman Kültür  |  
 
Karaman'ın Çeşmeleri PDF Yazdır e-Posta

Karaman merkez ve çevresinde XVIII. ve XIX. yy.larda yapılmış bir çok çeşme bulunmaktadır. Ancak bu çeşmelerden çoğu, son yıllarda fonksiyonunu yitirmesi ve yeni yol açma gibi faaliyetler sonucunda yok olmuştur. Günümüze kadar ulaşabilenleri koruma altına alınmıştır. Şehir imar plan gereği kaldırılması zorunlu olanlar, okulların bahçelerine ve parkların uygun yerlerine taşınmaktadır.


İbrahim Bey İmareti önündeki zengin dekorlu çeşmeyi saymazsak, Karaman çeşmeleri genellikle sivri kemerli, duvar nişleri halinde, üzerinde çok az rölyef taşıyan sade yapılar olarak karşımıza çıkar. Biçim ve süslemede birbirinin benzeridir. Karaman'da tescil edilerek koruma altına alınmış 24, Ermenek ilçesinde de 14 çeşme bulunmaktadır. Bunlardan birkaç örnek verecek olursak:


İBRAHİM BEY ÇEŞMESİ:
İmaret Mahallesinde, Il.İbrahim Bey İmareti'nin karşısında, kesme taştan, sivri kemerli, derin niş halinde üzeri bitkisel ağ süsleme ile dekore edilmiş abidevi bir çeşmedir.

Üst örtü kenarlarda silmelidir. Çeşmenin iç yüzeyleri işlemesiz, düz olarak yapılmıştır. Sivri kemerinin iki tarafında, ileri doğru fırlayan iki kabara motifi yer alır. Kemerinin çevresi halı gibi, yüzeysel olmayan bir teknikle ve bitkisel ağla dekore edilmiştir. Bu tür işleme Karamanoğulları dönemi taş işçiliğinde yeni bir üsluptur. M.1433'de imret ile birlikte inşa edilmiştir.

HALİL EFENDİ ÇEŞMESİ:
Abbas Mahallesinde yer alan, tamamen kesme taştan, iç içe iki sivri kemer nişli, pirinçten iki lüleli bir çeşmedir. Yol genişleme çalışmalarında biraz geri alınmıştır. Üzerindeki nesih yazılı kitbesinde, 1906 yılına ait onarım kitbesi yer alır. Halil Efendi manzumesine daha sonradan eklenmiştir.

HAMAM ÇEŞMESİ:
Hisar Mahallesinde yer alan, adını yakınındaki Hatun Hamamı'ndan alan, kesme taştan, sivri kemer nişli, tek ülüklü bir çeşmedir. Kilit taşının üzeri bitkisel kabartma süs ile tezyin edilmiştir. Üzerinde iki kitbesi vardır. Kitbenin birinden anlaşıldığına göre, çeşmeyi ilk yaptıran Mehmet Reşit Efendi'dir. Diğer kitbede ise M.1809 yılında Hacı Ahmet Ağa tarafından onarımı yapıldığı yazılıdır.

HOCA MAHMUT ÇEŞMESİ:
Hoca Mahmut Mahallesinde, aynı adı alan mescidin önünde, kesme taştan, sivri kemer nişli bir çeşmedir. Parçalı kemerli derin niş halinde maşrapalığı vardır. Üzerinde iki kitbe yer alır. Üstteki küçük kitbede, Hacı İsmail tarafından onarıldığı, alttaki büyük kitbede ise, Karamanoğlu İbrahim Bey zamanında, burada bulunan ve daha önce yıkılmış olan Darülhüffazın, Hoca Mahmut tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Bu, çeşmeye daha sonra koyulduğu anlaşılan bir kitbedir.

SİYAHSER ÇEŞMESİ:
Siyahsar camisi avlusundadır ve şadırvan şeklindedir. Karaman’da 18 ve 19. Yüzyıllarda yapılmış çok sayıda çeşme bulunmaktadır. Tespit edebilen çeşmelerde ortak özellik sivri kemerler üzerinde çok az rölief taşıyan sade yapılar olmalarıdır.

HİNDOĞLU ÇEŞMESİ:
Karaman Merkez Topucak mahallesinde yer alan çeşmenin yapı malzemesinin, kesme taştan üzerinin boyalı olması nedeniyle zor anlaşılmaktadır. Üzerindeki evin temeliyle bütünleşmiş olduğundan orjinal durumu ve yapısı berlirgin değildir. Yatay bordür altında üzerinde H 1223 tarihi bulunan 3 bölümlü 2 satırlık kitabesi yer almaktadır.

KARAHAFIZ ÇEŞMESİ:
Karaman Merkez Topucak mahallesinde yer alan çeşme tamamen kesme taştan yapılmıştır. Sivri kemerli bir niş halindedir. Ayna kısmında kitabesi vardır. Kitabede: " Kara Hafız Kızı Fatma ve Annesi Cemile'nin çeşmesidir. 1336" yazılıdır.

TOPUCAK ÇEŞMESİ:
Karaman Merkez Topucak mahallesinde yer alan çeşme düzgün kesme taştan yapılmış, yuvarlak basit kemerli bir niş halindedir. Ayna kısmında ortada 6 satırlık br kitabesi vardır. Ancak üst üste yapılan badana sebebiye kitabe açık olarak okunamamaktadır.

MUHİDDİN ÇEŞMESİ:
Sekiçeşme mahallesinde bulunan çeşme, tamamen kesme taştan derin niş halinde bir yapıdır. Çeşmeyi Muhiddin adında bir kişi yaptırmıştır. Yapım yılı H. 784 M. 1383 yılıdır.

DAVULCU ÇEŞMESİ:
Karaman Merkez Fenari mahallesinde kesme taştan inşa edilmiş, sivri kemerli derin niş halinde çift ülüklü bir çeşmedir. Her iki ülük taş kabartma bitkisel rozetin ortasında bulunmaktadır. Bardaklığın üzerindeki kitabede 1317 tarihi mevcuttur.

DAHAK ÇEŞMESİ:
Karaman Merkez Koçakdede mahallesindedir. Kesme taştan derin niş halinde inaş edilmiş olup, sivri kemerlidir. Sivri kemeri bir silme ile dekore edilen çeşmenin üst örtüsü sivri çatılıdır. Arka duvarında kare biçiminde bir maşrapalığı vardır.

MANSURDEDE ÇEŞMESİ:
Mansurdede mahallesinde bulunan çeşme, kesme taştan yapılmış, sivri kemerli, derin niş halinde abidevi bir görünüm arzeder. İki kitabesi vardır. İki satır halindeki birinci kitabeye göre, çeşmeyi İsmail Ağa yaptırmıştır. Yazıyı Ferruhzade yazmış olup mimarı Hacı Abdurahman'dır. Kitabenin son mısrasında 1120 rakamı okunmaktadır. 1832 yılında onarılmıştır.

Bunlardan başlıcaları;

  • Ahiosman Mahallesi Çeşmesi,
  • Ali Dede Tartan Çeşmesi,
  • Baloğlu Çeşmesi,
  • Boyahane Çeşmesi,
  • Dikbasan Çeşmesi,
  • Eskiciler Çeşmesi,
  • Fatmaoğlu Çeşmesi,
  • Halil efendi Sultan Çeşmesi,
  • Fenari Çeşmesi,
  • Hacı Celal Çeşmesi,
  • Hacı Efendi Çeşmesi,
  • Halil Efendi Sultan Çeşmesi,
  • Hoca Mahmut Çeşmesi,
  • Kayseriler Çeşmesi,
  • Kilci Çeşmesi,
  • Mavi Çeşme,
  • Seki Çeşme,
  • Mahrur Çeşme,
  • Abidin Paşa Zade Çeşmesi(Ermenek),
  • Yedi Ülüklü Çeşme (Ermenek).

ÇEŞMELERİN BUGÜNKÜ DURUMLARI


Tags:
  Section:  Karaman - File Under:  Karaman Kültür  |  
 
Derbe Gerçeği PDF Yazdır e-Posta

Antik döneme ait bir kent merkezi olarak Derbe’den ilk defa Roma Geç Cumhuriyet Döneminin ünlü siyasetçisi, devlet adamı, düşünürü ve yazarı olarak tarihte önemli bir yer tutan, hatta Kilikya Bölgesi eyalet valiliği de yapan (İ.Ö. 51-53),  Marcus Tullius Cicero’nun “Epistulae ad Familiares, XIII, 73” adlı yapıtında bahsedilmektedir. Cicero’nun anlatımlarından da açıkça anlaşilacagi gibi, Derbe kenti, Cicero’nun da dostu olan ünlü korsan, bir başka deyişle Tiran Antipatros’un şehri ve hatta hakimiyet kurduğu küçük bölgenin idari merkezidir. Roma devletine karşi isyankar tutumları ile tanınan Antipatros kısa bir müddet sonra, Laranda ve İsauria bölgesinde krallığını ilan eden Amyntas tarafından İ.Ö. 25 yılından önce yakalanıp öldürülmüştür. Amyntas, önceleri Roma devletinin Anadolu idaresini üstlenen ünlü Triumvir Marcus Antonius’un yanında yer almış ve onun dostluğunu kazanmıştır. İ.Ö. 31 Yılında Octavian ile eniştesi Triumvir Marcus Antonius arasında yapılan ünlü Actium Deniz Savaşı’nda, Amyntas, savaşin Octavian lehine sonuçlanacagini hisseder etmez Marcus Antonius’u bırakarak Octavian tarafında yer almıştır. Bilindiği  üzere savaşın Octavian (Augustus) lehine sonuçlanmasından sonra, Anadolu’nun diğer yöresel krallıkları gibi, Amyntas da statüsünü tekrar elde etmiştir. Hatta Amyntas, Augustus tarafından ödüllendirilerek, Toroslar ve Kayalık Kilikya’nın yanı sıra, Lykaonia bölgesinin önemli iki merkezi olan Derbe ve Laranda’yı da krallığına dahil etmiş ve bu krallığın idari merkezi olarak ta bugünkü Bozkır’ın  doğusunda bulunan Leontopolis’i (bugünkü Zengibar Kalesi) seçmiş ve şehrin hemen yeniden imarina başlamiştir. Amyntas bu tür etkinlikleri tamamlayamadan ne yazik ki I.Ö. 25 yilinda Homonadlar tarafindan öldürülmüş ve kralligina da Romalilar el koymuştur.

Bu zamanda yaşamiş ve ünlü yapiti “Geographika” yi  bu yillarda yazmiş olan Amasyali cografyaci Strabon, kitabinda Derbe hakkinda (XIII, 569) özellikle de kentin bulundugu yer  hakkinda biraz daha fazla bilgiler sunmaktadir. Strabon büyük bir olasilikla Cicero’dan aldigi bilgileri tekrarlar. Daha sonra Antipatros’un memleketi olan Derbe’nin bu zamanda, muhtemelen Amyntas’ın ölümünden sonra Kappadokia eyaletine bağlandığını ve kentin İsauria bölgesi yanında Kappadokia’ya da en yakın yerde bulunduğunu anlatır. Strabon ayrıca Derbe’nin Tiran Antipatros Derbetes’in kraliyet ikametgahı olduğunu ve Laranda’nın da bu krallığa bağlı bulunduğunu, ancak kendi zamanında Amyntas’ın hakimiyeti altında olduğunu ifade eder. Böylece Derbe, Laranda ve çevresinin İ.Ö. 31 yılından önce Tiran Antipatros Derbetes’in hakimiyeti altında olduğu anlaşılır.

Cicero ve Strabon’un bu anlatımlarından da açıkça anlaşılıyor ki, Derbe kentinin İsauria ile Kappadokia bölgeleri arasında, olasılıkla da Güney Lykaonia’da ve Laranda (Karaman) kentine çok yakın bir yerde olması ve bu yörelerde aranması gerekmektedir.

Amyntas’ın, İ. Ö. 25 yılında öldürülmesinden sonra Roma İmparatoru Augustus, bu olayı da göz önüne alarak, tüm yöresel krallıklara son vermiş ve yeni bir eyalet idaresi düzenlemesi getirmiştir. Işte bu baglamda, Amyntas’in hakimiyet kurdugu bölgeyi daha da genişleterek, Pamphilya Bölgesi deniz kiyisina kadar uzanan ve tüm Lykaonia, Isauria ve Kuzey Pysidia Bölgelerini de kapsayan Galatia Eyaleti’ni oluşturmuştur. Bu tür eyaletlerin başina da Imparatoru temsilen ve Imparatora bağlı “Legatus Augusti pro Praetore” unvanı ile  eyalet valilerini görevlendirmiştir.

Roma İmparatoru Claudius (İ.S. 41-54) zamanında, çoğu kentlerde olduğu gibi Derbe de Claudioderbe olarak adlandırılmıştır. Bu dönem, aynı zamanda ve özellikle Galatia ve Lykaonia bölgelerinin hızlı bir biçimde Hıristiyanlaşma yıllarıdır. Hıristiyanlığın ilk misyonerlerinden Tarsuslu Apostel Paulus bu yeni dini akımın anlatımını ve yayılımını üstlenen en önemli ve ilk akla gelen kişi olarak bölgeye üç gezi yapmış ve günlükleri bugüne kadar önemle koruna gelmiştir. Apostel Paulus (Die Grosse Lutherbibel (1975), Apostelgeschichte, 14, s.172), Derbe’ye ilk ziyaretini Barnabas ile, ikincisini de Timotheos ile yapmış ve diğer kentlere oranla, Derbe’de halk tarafından daha yakın ilgi ve konukseverlikle karşılanarak, bu yeni dini akıma, düşünce ve fikirlerine taraftar bulmuştur.  Bu doğrultuda Apostel Paulus’un bölgede Hıristiyanlık Cemiyetleri kurduğu kesin gözükmektedir.

Uzun bir müddet yaşam sahnesinde bulamadigimiz Derbe şehrinin, I.S. 138-161 yillari arasinda Roma Imparatoru Antoninus Pius zamanina ait bir  yazitta (I.S. 157) tekrar gündeme geldigini görüyoruz. İ.S. 157 Yılına tarihlenen bu yazıt, Karaman Müzesi emekli araştırmacılarından M. Vehbi Uysal’ın  “Derbe- Kerti Höyük” adlı rehberinde belirtildiği  üzere İngiliz arkeoloji öğrencilerinden Alan H. Habl tarafından bugünkü Ekinözü Köyünün 3-4 km. kuzeydoğusundaki Kerti Höyükte bulunmuştur. Yerli kalker taşindan 105 cm. yükseklikte, 69 cm. genişlikte, 68 cm. kalinlikta ve üzerinde 16 satirlik eski Yunanca yaziti ihtiva eden bu eser, bir heykel kaidesi olup 1957 yilinda M. Ballance tarafindan Anatolian Studies, 7, 1957, s.147-151’de etraflica ele alinarak yayimlanmiştir. Yazitta eyalet valisi (Legatus Augusti pro Preatore) Sexius Cornelius Dexter’in Claudioderbe halki tarafindan heykeli dikilerek onurlandirilması ifade edilmektedir.

İ.S. II. ve III. yüzyıllarda da devam eden bu eyalet sistemi içerisinde güney Lykaonia bölgesinin Barata, Derbe, Hyde, İlistra ve Laranda gibi bazı kentlerin kendi adlarına şehir sikkeleri bastırdıkları ele geçen sikkelerden açıkça anlaşılmaktadır.

Tarih sayfalarında, sonraki yıllarda tekrar  gündemde görülmeyen Derbe, ancak erken Bizans dönemi yazarlarından Stephanus Byzantinus ve Hierokles tarafından bir kez daha zikredilmektedir. Laranda-Derbe-Barata ve Hyde yol bağlantılarını Hierocles (675, 9) ifade ederken, Stephanus Byzantinus (I, 404) Derbe’nin sulak ve çok verimli bir araziye sahip olup, göl kenarında bulunduğunu belirtmektedir.

Kilise tarihi içerisinde İ.S. 381 yılında İstanbul’da toplanan konsil heyetinde Lykaonia bölgesinden İkonion, Umanada, Samatra, Lystra, Mistheia, Hyde, Derbe, Posala ve İsauropolis kentlerini temsilen, Episkoposların katıldıkları, listelerden anlaşilmaktadir. Bu tür konsil toplantilarindan, 431 Ephesos, 451 Chalkedon (Kadıköy), 692 Konstantinopel toplantılarına  Derbe temsilcisinin katıldığı kesin olarak bilinmektedir. Biraz önce de bahsedildiği gibi, 9. yüzyıla kadar (Hierocles, 675, 9) adını bulduğumuz Derbe’nin 10. yüzyıldan itibaren kayıtlarda görülmediği kolayca anlaşılmaktadır.

Derbe antik kenti ile ilgili olarak arkeolojik bir belge olan ve M.H. Ballance tarafından 1957 yılında yayımlanan ilk yazıttan sonra, ikinci bir arkeolojik belge yine aynı araştırıcı tarafından 1958 yılında Karaman-Sudurağı köyünde bulunmuş ve Anatolian Studies 14, 1964’te yayınlanmıştır. Söz  konusu bu ikinci  Yunanca yazıt ta Bizans Dönemine ait olup içeriğinde “Tanrının sevgili kulu Derbe Piskoposu Michael’den” bahsetmektedir ki, bu yazıtta ilki gibi, Derbe adlı şehrin varlığının şüphe götürmez kanıtıdır.

İ.S. 452 Yılında tüm orta Anadolu’nun yaşadigi kuraklik ve kitlik ile, 542 yilinda Misir’dan çikip, tüm Anadolu’yu kasip kavuran veba salginindan da Derbe kendi nasibini almiş olmalidir. Yedinci yüzyildan itibaren Arap saldirilarina maruz kalan Lykaonia Bölgesi ve çevresi ile Derbe kenti de büyük zararlar görmüş ve birkaç defa Araplar tarafindan yagmalanmış olmalıdır (K. Belke, M. Restle, Galatien und Lykaonien. Tabula Imperii Byzantini. Band. 4, 1984, -herausgegeben von H. Hunger- s.52 vd., 55, 84, 88, 157, 176, 184, 200.). Bu saldırılar sonucu olacak ki Derbe önemini tamamen kaybetmiştir. 11. Yüzyilda Lykaonia bölgesinin tamaminin Türkler’in eline geçmesinden sonra Derbe bir köy olarak karşimiza çikmaktadır. Dervi köyü 1402 yılındaki ünlü savaşta İkonion ve Lystra ile birlikte Timurlenk tarafından tahrip edilmiştir. Karamanoğulları ve erken Osmanlı kayıtlarında adı geçen Dervi köyünün antik dönemin kenti olan Derbe ile eş anlamli olup olmadigi bilinmedigi gibi bugünde kayip olan yerleşim yerlerinden, bilinmezlerden biri olmuştur.

ARAŞTIRMA TARİHİ

18. ve 19. Yüzyıllarda Rönesans’ın tüm Avrupa’ya yayılıp yerleşmesi sonucu ve neticede antik döneme olan yoğun ilginin artması ile, Anadolu Tarihi de gündeme gelmiştir. Bu baglamda Anadolu’nun da batili hümanistlerin ilgi alanina girmesi ile, Anadolu Antik Devir Kültürü ve özellikle de tarihi coğrafyası, kentleri yoğun olarak araştırılmaya  ve ören yerlerinin tespiti ve dolayısıyla   kültür kalıntıları ile dolu olan bu merkezlerin adları saptanmaya başlanmiştir.

Bu araştirmalar içerisinde batili araştırıcıların ilgilendiği önemli örenlerden birisi de şüphesiz Derbe’dir. Zira Derbe, Apostel Paulus’un misyonerlik yaptığı ilk kentlerden birisi olup Hıristiyanlık dininin doğuşu ve ilk yıllardaki yayılışı açısından oldukça önem taşımaktadır. Zaten antik devir yazarlarından Cicero ve Strabon’u iyi etüt eden bu hümanistler bunların verdiği bilgiler sonucu haklı olarak Derbe’yi hep Laranda- Karaman çevresinde veya yakın yörelerinde aramışlardır.

Araştirmalarla ilgili yogun literatürden de anlaşildigi kadariyla ilk arama Ingiliz Albay W.M. Leake tarafından yapılmış (Journal of  a Tour in Asia Minor, 1824, s.103) ve yoğun kalıntılarından dolayı bugünkü Karadağ yakınlarında Madenşehri köyündeki “Binbir Kilise” topluluğunun Derbe olacağını ileri sürmüş ve “Apostel Paulus’un gezisini yapmış olduğu şehirler bizler için oldukça ilginçtir ve bizleri ilgilendirmektedir. Bu şehirlerden sadece birinin yeri (İconium-Konya) kesin olarak bilinmektedir.” ifadesini kullanmıştır. Apostel Paulus’un gezdiği ve ziyaret ettiği önemli kentlerden bir başkası olan Lystra’nın bugünkü Hatunsaray olduğu ünlü araştırıcı J.R.S. Sterrett (Papers of American School at Athens 3, 1884/85, s.142)  tarafından doğru olarak saptanmış, Derbe’nin de Laranda-Karaman’ın batısında yer alan Losta veya Bosala köylerinde olabileceği savunulmuştur.

Anadolu Tarihi coğrafyası hakkında önemli araştırmalar yapan Ch. Texier ise (Description de L’Asie Minoure II, s.130) Derbe’nin Divle köyünde olduğuna inanır. Kapsamlı olarak “Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası” nı bir el kitabı niteliğinde yayımlayan W.M. Ramsay de Laranda’ya hudut olan İlistra’nın bugün İlisıra olarak (Yollarbaşı) hemen hemen aynı adla yaşamını sürdürdüğünü ve Derbe’nin de Sterrett’in teklif ettiği yerde olacağını kanıtlamaya çalışır.

Yukarıdaki araştırıcılar gibi, 19. yüzyılda daha bir çok araştırıcı kısa da olsa aynı sorunla ilgilenmişler fakat kesin bir sonuç alamamışlardır.

Sorunun, yani antik Derbe kentinin yerinin nihayet 1957 yılında çözüldüğü ve kentin bugünkü Ekinözü (Aşıran)  köyü yaylasında bulunan Kertihöyük olduğu kesinlik kazanmış gibi gözükmektedir.

Yukarıda sözünü ettiğimiz (s.3.) ve İngiliz araştırıcı M. Ballance tarafından 1957 yılında ilim dünyasına tanıtılan bir ton ağırlığında ki yazıtlı heykel kaidesinin Kertihöyük’te bulunması, Derbe kentinden de söz etmesi ile olaya kesin gözüyle bakılmış ve Kertihöyük’ün antik Derbe olduğu kabul edilmiştir. Bugün çevresinde modern hiçbir yerleşim yerinin bulunmadigi Kerti höyügü 450x250 m. ölçülerinde olup, üzerinde antik dönemlere ait küçük kültür varliklarini (Helenistik-Roma dönemi seramiği) da ihtiva etmesi ve nihayet bir ton ağırlığındaki yazıt bloğunun buraya herhangi bir nedenle başka bir yerden getirilemeyeceği de düşünülünce bu saptamanın ne kadar inandırıcı olduğu açıkça görülmektedir.

Bu hususta kesinmiş gibi görünen bu yargi, yine ayni Ingiliz Araştiricisi M. H. Ballance’in “Anatolian Studies, 14, 1964, s.139 vd.” da tanittigi diger yeni bir yazitla (s.3-4) şüpheli konuma sokulmuştur. Yukarıda da bahsedildiği gibi yazıtta “Tanrının sevgili dostu ve kulu Derbe Episkoposu Michael”den söz edilmektedir. Erken Bizans dönemine ait bu yazıt, Sudurağı  Köyünde Kerim Kırat’ın evinde 1958 yılında yazar tarafından tespit edilmiş ve 1964 yılında da yayımlanmıştır. Sayın Kerim Kırat’ın ifadesine göre yazıtlı taş “Dervi” mevkiinden getirilmiştir. Dervi mevkii Sudurağı köyünün 4 km. kuzeydoğusunda ve Kerti Höyüğünün aynı mesafede güneydoğusunda yer almakta ve bugün Sudurağı Köyü ile Ekinözü (Aşıran Köyü) sınırlarının kesiştiği mevkiidir. Eski Yunanca’da -b- Beta harfinin yeni Yunanca’da ve dolayısıyla Türkçe’de -V-  olarak okunuşu dikkate alındığında, Derbe’nin Derve-Dervi olarak yaşamını sürdürdüğü akla gelmektedir. Bugünkü “Dervi Mevkii” olarak adlandırılan yer, aşağı yukarı 500m. çapında çok az yükseltisi olan, fakat antik dönem kalıntılarını içeren alçak bir tepecik görünümündedir. İbrala (Yeşildere) deresi yatağında bulunan alçak höyükte Selçuklular dönemine kadar ulaşan seramik ve Bizans dönemine ait mimari parçalar etrafta görülmektedir.

Özet olarak söylemek gerekirse, Sudurağı Köyünde ele geçen yazıtın Dervi mevkiinden  gelmiş olması ve yazıtında da “Derbe” Episkoposu kutsal Michael’den bahsedilmesi Kerti höyüğünün antik Derbe kenti olabileceği düşüncesini ne yazık ki şüpheli duruma sokmuş ve sözü edilen Dervi mevkisindeki kültür kalıntılarının antik Derbe kenti kalıntıları olabileceğini gündeme getirmiştir. Bu şüpheli durumu destekleyen diğer belge ve kanıtlar ise Karamanoğulları dönemi ile Osmanlı dönemine ait Başbakanlik Arşivleri olmaktadır. Zira 1465 ve sonraki yıllara ait Karamanoğlu  İbrahim Bey İmaret Vakfiyelerinde, Fatih, II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, III. Selim zamanlarında Dervi Köyünün varlığı bilinmektedir. Zira III. Murad zamanında yapılan Karaman ili tahririnde Dervi , 150 erkek mükellef nüfusu bulunan büyük bir köy olmalıydı. Defterde ayrıca “Öşrü İbrahim Bey İmareti’nin Vakfı Urfuyyesi Timardır” ifadesi yer almaktadır. (Bu hususta Bkz: İ. Hakkı Uzunçarşılıoğlu, İbrahim Bey’in Karaman İmareti Vakfiyesi, Belleten 1937, s.103 vd. ; İ. Hakkı Konyalı, Abideleri ve Kitabeleri ile Karaman Tarihi, 1967, s.118, 337, 421, 564, 568 vd.; A. Aköz  XVI.Asırda Karaman Kazası. Basılmamış Doktora Tezi 1992, s.63, Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.)     

Osmanlı Vakfiyelerinde de gündeme gelen bu Dervi köyünün yanı sıra benzer arşiv ve belgeler de Kerti Köyünden de bahsedilmektedir. Hatta bu köyün 1518, 1529 ve 1584 yıllarına ait kayıtlarda, köyün arpa, buğday, burçak yetiştirdiği ve bal ürettiği, Karaman Kalesi muhafızlarının tımarını karşılayıp, yıllara göre 3990-6200 akçe arasında vergi hasılatı yapıldığı açıkça ifade edilmektedir ( A. Aköz, a.g.e., s.63, 97.).

Eğer adı bizleri yanıltmıyorsa, bugün Ekinözü (Aşıran) köyü yaylasında yer alan ve antik Derbe Kenti olabileceği üzerinde durulan görkemli Kerti höyüğü, büyük olasılıkla Osmanlı Belgelerinde sözü edilen Kerti köyü kalıntıları olmalıdır. Zira bugün aynı adı taşıyan ve Karaman çevresinde bulunması gereken böyle bir köy mevcut değildir. Arşivlerde adları açık açık ifade edilen Bennak ve Foni (A. Aköz, a.g.e., Foni, s.65; Bennak, s.79)  gibi köyler de ne yazık ki bugüne dek yaşamlarını sürdürememiş ve kayıp yerleşim yerlerinden olmuşlardir. Işte Kerti ve Derbe yerleşim yerleri de zamanla kaybolmuş ve belki de arkalarinda Höyük adini verdigimiz toprak yigintilarini birakmişlardir. Bunların yerlerini saptamak, tarih ve kültür tarihini, sosyolojisini ortaya koymanın tek yolu bilimsel, arkeolojik kazı ve araştırmalar yapmakla gerçekleşecektir.

Kaynak: Kültür ve Turizm Müdürlüğü
  Section:  Karaman - File Under:  Karaman Kültür  |  
 
Hamam ve Saunalar PDF Yazdır e-Posta

Hatun Hamamı:
Hisar mahallesinde, Pir Ahmet Caminin yanındadır. Eski bir iskan yeri olan Karaman Kalesi ve çevresindeki toprakların aşağı kısımlara kayması sonucunda hamam bugün tamamen toprak altında kalmıştır. Kesme taştan yapılmış olan hamamın toprak üzerinde sadece bir mekanına ait 3 sivri kemerli tonozu görülür. Hamamın kubbesi tamamen çökmüştür. Yapılacak bir kazı ile hamam ortaya çıkartılabilir.

 

Süleyman Bey Hamamı:
Hamam, Aktekke Caminin kuzey doğusundadır. Düzgün kesme taştan inşaa edilmiştir. Kubbesi taş kaplamadır. Duvar kalınlığı 280 cm’dir.12,60 x 12,90 m ile Karaman’ın en büyük hamamıdır. 4 açık, 4 kapalı yıkanma yeri, ortada göbek taşı ve ayrıca terleme odası bulunmaktadır. 14.yy ortalarında Karamanoğlu Emir Seyfettin Süleyman bey devrine aittir. Günümüzde hamamın içi mermerle kaplanarak Çarşamba günleri bayanlara, diğer günler erkeklere açık olarak hizmet vermektedir.

 

Lâl Hamamı:
Gazi Dükkan mahallesindedir. Bina kesme taştan inşaa edilmiştir. Ilık kısmında taştan bir fıskiyesi vardır. Sıcaklık kısmında göbek taşı, 2 açık, 2 kapalı yıkanma yeri mevcuttur. Hamam şu anda Cumartesi günleri kadınlar, diğer günler  erkekler hamamı olarak kullanılmaktadır.  İçi mermerlerle düzenlenmiş, faal olarak hizmet vermektedir.

 

Seki Hamamı:
Seki Çeşme mahallesindedir. Eski kayıtlarda Sükker Hamamı olarak geçmekte, ancak halkın dilinde seki hamamı olarak yer almıştır. Karamanoğlu 2.İbrahim Bey tarafından inşaa edilmiştir. Şu anda kullanılmamaktadır.

 

 Yeni Hamam:
Hamam, topucak Mahallesinde eski hapishane (Çeşmeli Kilise) yanındadır. Tamamen kesme taştan ahşap kubbe ile inşaa edilmiştir. 7 açık, 4 kapalı yıkanma yeri vardır. Kubbe 1991 yılında çıkan yangında yanmış olup yeniden onarılacaktır. Şu anda kullanılmamaktadır.

 

Karamanoğulları Hamamı:
14.yy.da Mahmut ve Halil Beyler tarafından yaptırılmış olup, Ermenek ilçemizdedir. Günümüzde belirgin bir girişi yoktur.

 

 

İbrala Hamamı:
Karaman’ın Yeşildere kasabasında ve kilise caminin kıble tarafındadır. Osmanlı devri eseridir. Soyunma yeri ve halvetlerini kubbeler örter. Hamam 30 yuvarlak pencereden ışık alır. İkisi açık, ikisi kapalı 4 yıkanma yeri vardır.

Kazımkarabekir Hamamı:
Selçuklu devri eserlerindendir. Türk sanatının başarılı bir örneğini temsil eden hamam Kazımkarabekir ilçemizdedir.

 

Yollarbaşı (İlisıra) Hamamı:
Karamanoğlu devrinde yapılmış, tek kubbeli bir hamamdır. Kesme taştan yapılmıştır. 3 bölümden meydana gelmiştir. Soyunma bölümü, geçiş bölümü ve yıkanma bölümü olmak üzere günümüzde hala kullanılmaktadır.


  Section:  Karaman - File Under:  Karaman Kültür  |  
 
Hanlar ve Manastirlar PDF Yazdır e-Posta

ATLAS HANI:
Karaman’ın Ayrancı ilçesinin Büyükburun köyünün 4 km batısında düz bir ova üzerinde Selçuklu dönemine ait bir handır. Kesme taşlardan ve devşirme malzemelerden kireç harcı ile inşaa edilmiştir. Efsaneye göre bir yaşlı kadının yaptırdığı söylenir. Kaçak kazıların yapılmasıyla tahrip olan han şimdilerde ağıl olarak kullanılıyor.

 

KOZAK HANI:
Karaman-Mut yolu üzerinde Medreselik yakınlarında 3x6 m. ebadında taştan yapılmış bir handır.

 

 

SERTAVUL HANI:
Karaman-Mut yolu üzerinde sertavul Geçidinde Şeyh Yunus Tepesinin yanındadır. Karamanoğlu Halil Beyzade Alaaddin Bey’in yaptırdığına dair kitabesi günümüzde kaybolmuştur.

İHSANİYE (GELENDİ) HANI:
Karaman merkez Bucakkışla Nahiyesi’ne bağlı İhsaniye köyü hudutları içindedir. Karamanoğulları dönemine ait olduğu sanılmaktadır. Han uzunlamasına dört kemer üzerine oturtulmuştur.

 

BEDESTEN HANI:
Kâzımkarabekir ilçesinde bulunmaktadır. Osmanlı dönemi eserlerindendir. İçi tuğla, dışı taştan yapılmış olan Bedesten’in iki kapısı vardır.

MANASTIRLAR

İNÖĞLESİ KAYA MANASTIRI:
Ermenek’in doğusunda, Yumrutepe Dağı’nın güneybatı yamaçlarında bulunan kaya manastır, ilk Hıristiyanlık dönemine aittir. Mağaralar içinde birbirine geçilebilen oyuklar ve boşluklardan oluşan manastırın duvarlarındaki freskler tahrip olmuştur.

AYHATUN KAYA MANASTIRI:
Ermenek ilçesi, Ardıçkaya köyünde, Nadire Değirmeni yakınlarında, Ermenek Çayı’nın bir kolu olan Nadire Suyu’nun çıktığı yerde kayalara oyularak oluşturulmuş bir manastırdır.

AYBAHAM KAYA MANASTIRI:
Kazancı Bucağında kayalar oyularak oluşturulmuş bir manastırdır.

DEZKAYA KAYA KÖŞKÜ VE KAYA MEZARLARI:
Ermenek ilçesindedir. Meraspoli Mağarası’nın giriş kapısı ile Firan Kalesi’nin bir bölümü olan Öksürük İni arasındaki bölgede çok sayıda kaya mezarı bulunmaktadır. Dezkaya, 20 m. yükseklikte sivri bir kaya bloğunun üzerine oyulmuş bir kaya köşkü ve kaya mezarıdır.

 

 

 

  Section:  Karaman - File Under:  Karaman Kültür  |  
 
«BaşlangıçÖnceki1234SonrakiSon»

Sayfa 1 / 4